Melih Gökçek hakkında yurt dışına para aktarıldığı iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtı ve 4 Eylül saat 16.00 için şüpheli sıfatıyla ifade istedi. Aynı günlerde eski başbakan Binali Yıldırım’ın ailesine ait olduğu öne sürülen yurt dışı varlıklar ve şirket devirleri kulislerde konuşuldu. Can Dündar ve Erk Acarer bu tabloyu Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) içi hesaplaşma ile algı yönetimi arasında okudu.
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) döneminden kalan onlarca dosya yıllarca takipsizlikle kapanmıştı. Şimdi soru basit görünüyor ama cevabı ağırdır. Yazıda bilet kesmek deyiminin siyasi anlamı yurt dışı varlık iddialarının hukuki çerçevesi algı mı hesaplaşma mı tartışması ve toplumsal adalet beklentisi ele alınmaktadır. Bu noktadan sonra deyimin siyaset dilindeki karşılığını sakin biçimde açmak gerekir.
Bilet kesmek deyiminin siyaset dilindeki karşılığı
Siyaset dilinde bilet kesmek bir ismin korunma zırhının incelmesi demektir. Bu incelemeyi savcılık çağrısı tek başına kanıtlamaz çünkü çağrı henüz hüküm değildir. Eski başkan için yıllardır biriken iddialar kamuoyunda zaten dolaşıyordu. Yeni olan şey dosyanın örgütlü suçlar bürosunda resen açılmasıdır. Resen açılış siyasi iradenin en azından dosyayı görmezden gelmediğini düşündürür. Görmezden gelmemek ile sonuç almak ise ayrı düzlemlerdir.
Koruma zırhı incelince ilk bakılan yer gece baskını olup olmadığıdır. Birçok gözlemci ifade saatinin mesaiye bağlanmasını yumuşak geçiş sayar. Yumuşak geçiş bazen gerçek soruşturmanın başlangıcıdır. Bazen de gaz almak için kurulan sahnenin parçasıdır. Sahne kuruluyorsa amaç muhalif belediye dosyalarıyla simetri üretmektir. Simetri üretmek adaleti değil denge algısını hedefler.
Kamuoyu Melih Gökçek adını duyunca 23 yılı aşkın başkent yönetimini hatırlar. Bu süre içinde ihaleye fesat kamu zararı ve imar değişikliği iddiaları defalarca yazıldı. Çoğu dosya takipsizlikle kapandı. Takipsizlik alışkanlığı şimdi açılan dosyayı da kuşkuyla izletir. Kuşku kötü niyet değildir. Kuşku geçmiş uygulamadan doğan bir refleksdir.
Başkentin eski belediye başkanı için bilet kesildi demek partinin onu feda ettiği anlamına da gelebilir. Feda etmek bazen yük atmak bazen de kozları etkisizleştirmektir. Kozları etkisizleştirmek konuşulmayan belgeler varsa daha da karmaşıklaşır. Belgeler yoksa sahne teorisi güçlenir. Belgeler varsa hukuk dili devreye girmelidir. Hukuk dili devreye girmeden bilet kesildi demek acelecilik olur.
İfade günü tek başına sonuç üretmez. Melih Gökçek savcılık önüne çıktığında hesap vereceğini söylemişti. Bu söz hukuken doğrudur çünkü herkes hesap verir. Sözün inandırıcılığı ise geçmiş takipsizliklerle ölçülür. Ölçü sertleşirse toplum sahneyi değil sonucu bekler. Sonuç gecikirse deyim boşalır. Boşalan deyim güveni daha da aşındırır. Yurt dışı varlık iddiaları deyimi sayılardan ibaret olmaktan çıkarır.
Yurt dışı varlık iddiaları ve yargı adımlarının çerçevesi
İddiaların omurgasında Almanya’da kurulan bir aile şirketi durur. Şirket 30 bin euro sermaye ve sıfır ciro ile yola çıktıktan sonra kısa sürede 3 milyon 800 bin euroluk varlık gösterdiği öne sürülür. Varlığın 15 daire ve 2 ticari alandan oluştuğu anlatılır. Ardından 8 milyon 700 bin euroluk başka bir taşınmaz için sözleşme yapıldığı ama şartların tamamlanmadığı belirtilir. Lüksemburg’da 180 milyon euro ile 200 milyon euro bandında bir alışveriş merkezi pazarlığı da kulislerde dolaşır. Bu rakamlar henüz mahkeme hükmü değildir.
23 yıl yöneten ismin ailesine ait yatırımlar ile belediye dönemindeki kamu ihaleleri arasında bağ kurulması talebi yüksektir. Bağ kurulması için para akışının kaynağı zamanı ve banka yolu belgelenmelidir. Belge yoksa iddia havada kalır. Belge varsa kayıt dışı aktarım sorusu ciddiye alınır. Ciddiye almak şüpheli sıfatını açıklar. Açıklamak mahkûm etmek değildir.
Binali Yıldırım tarafında ise 480 milyon euroluk varlık şirketlerin el değiştirmesi ve paranın Türkiye’ye çekilmesi konuşulur. 23 yıl yöneten isimden farklı olarak bu dosyada kamuya yansıyan resmi soruşturma metni henüz aynı netlikte değildir. Resmi metin yokken kulis cümlesi ihtiyatla yazılmalıdır. İhtiyat iddiayı yok saymak değildir. İhtiyat abartıyı hüküm gibi sunmamaktır.
Melih Gökçek soruşturmasında tanık anlatımları ve şirket evrakı masaya geldi. Evrakın Alman ticaret sicilinden ve banka satırlarından okunduğu belirtilir. Türkiye kaynaklı finansman ifadesi satırlarda geçiyorsa kaynak sorusu kaçınılmazdır. Kaynak yasal satış ve kredi ise hesap verilebilir. Kaynak kayıt dışı ise suç tipi değişir. Suç tipi değişince dosya sıradan mali inceleme olmaktan çıkar.
Eski başkanın oğlunun Türkiye’de daire ve araç satarak parayı bankadan gönderdiği yönünde açıklamalar da yapıldı. Açıklama doğruysa belgeler bunu gösterir. Belge göstermeden kamuoyunu ikna etmek zordur. Zorluk hukukun değil şeffaflığın eksiğidir. Şeffaflık eksiği siyasi maliyeti yükseltir.
AKP içi dengeler bu rakamları yalnızca mali dosya olmaktan çıkarır. Servet iddiası parti tabanında ahlaki bir yara açar. Yara açılınca merkez ya dosyayı büyütür ya da sahneyi sınırlar. Sınırlamak kısa vadede koltuğu korur. Büyütmek ise uzun vadeli hesaplaşma riskini taşır. Bu risk algı operasyonu tartışmasını kaçınılmaz kılar.
Algı operasyonu mu yoksa gerçek bir hesaplaşma mı?
Muhalif belediye başkanlarının peş peşe tutuklandığı bir dönemde eski yol arkadaşlarına ifade çağrısı yapılması simetri arayışı gibi okunur. Melih Gökçek dosyası bu simetriye malzeme olur. Malzeme olmak dosyanın sahte olduğu anlamına gelmez. Malzeme olmak dosyanın zamanlamasının siyasi olduğunu düşündürür. Zamanlama siyasi olsa bile evrak duruyorsa evrak yok sayılamaz. Evrak yoksa zamanlama tek başına hikâyeyi taşır.
CHP belediyelerine yönelen operasyonlarda gece baskını tutuklama ve kayyum konuşulur. AKP kökenli isimlerde ise çağrı saati ve gönüllü ifade dili öne çıkar. Bu fark toplumda çifte standart duygusu üretir. Duygu bir kez yerleşince her yeni adım aynı kalıba sokulur. Kalıba sokmak bazen haksızdır. Yine de kalıbı üreten pratik yıllardır birikti.
Sarayın koltuk koruma refleksi bu tabloda sık anılır. Refleks seçmen öfkesini bir isme yöneltip sistemi aklama isteğidir. Yöneltme işe yararsa gündem kayar. Gündem kayınca asgari ücret ve emekli aylığı tartışması ikinci plana düşer. Düşüş tesadüf değildir. Tesadüf olmayan şey sektörel olarak medya gündeminin de aynı hızla kaymasıdır.
Başkentin eski belediye başkanı aklanmak için yargılanır diyenler de vardır. Bu cümle yargının beraat üretecek biçimde kurgulanabileceğini ima eder. İma ağırdır. Ağır olduğu için kanıt ister. Kanıt yokken ima spekülasyondur. Spekülasyon çoğalınca gerçek evrak da gölgede kalır.
Melih Gökçek partinin kilit taşlarından sayıldığı için üzerine yürümek kolay değildir. Kolay olmadığı için yürüyüş ya kontrollüdür ya da zorunluluktur. Kontrollü yürüyüş sınırlı ifade ve hızlı kapanış üretir. Zorunluluk ise belgelerin dışarı sızmasıdır. Sızma durmazsa kontrol de zorlaşır. Zorlaşmak hesaplaşmayı gerçek kılar.
Binali Yıldırım için yürüyememe iddiası denizcilik sermayesinin büyüklüğünden ve aile şirketlerinin yaygınlığından beslenir. Melih Gökçek dosyası taşınmaz ve şirket evrakına yaslanır. Yıldırım dosyası ise gemi filosu Malta bağlantıları ve hisse devirleriyle daha dağlıktır. Dağınık dosya hem gizlenmeyi hem de abartıyı kolaylaştırır. Kolaylık yargıyı değil kulisleri şişirir. Toplumun beklediği şey kulis değil ölçülebilir sonuçtur.
Toplumsal adalet beklentisi ve izlenmesi gereken pratik çizgi
Emekli ve asgari ücretlinin günlük hesabı ile 3 milyon 800 bin euroluk kısa süreli varlık artışı aynı karede duramaz. Bu kare adalet duygusunu zedeler. Zedelenen duygu seçim matematiğini de etkiler. Etki öfkeye dönüşürse popülist vaatler çoğalır. Vaat çoğalınca kalıcı reform geriye düşer. Bu yüzden dosya yalnızca kişilerin kaderi değildir.
23 yıl yöneten isme gece baskını yapılmaması birçok vatandaşta ciddiyet kuşkusu doğurur. Kuşku giderilmek isteniyorsa soruşturma takvimi kamuoyuna şeffaf anlatılmalıdır. Anlatım kişi linçi olmamalıdır. Anlatım evrakın izlenebilir olmasıdır. İzlenebilirlik banka dekontu tapu kaydı ve şirket ortağı listesidir. Liste gizlenirse kuşku haklı çıkar.
Başkentin eski belediye başkanı için geçmişte biriken ABB suç duyurularının akıbeti de aynı anda sorulmalıdır. 100’e yaklaşan dosyada onlarca takipsizlik varsa yeni dosyanın kaderi eski kalıba benzetilir. Benzetmeyi kırmak için yeni dosyada farklı bir yöntem görünmelidir. Farklı yöntem bağımsız bilirkişi ve sınırlı sızdırma disiplinidir. Disiplin yoksa yöntem de inandırıcı olmaz.
Hukukçuların uyarısı nettir. İfade çağrısı tedbirdir hüküm değildir. Yurt dışı yasağı mal varlığı tedbiri ve şirket kayıtlarına el koyma gibi adımlar ancak somut delil eşiğini geçince konuşulmalıdır. Eşik geçilmeden tedbir konuşmak linç iklimi üretir. Eşik geçildiği halde tedbir alınmamak ise ayrıcalık izlenimi bırakır. İzlenim kamu düzenini de zedeler.
Siyasi iletişim açısından alınacak önlem sakin dildir. Sakin dil iddiayı küçümsemez. Sakin dil rakamı hüküm gibi haykırmaz. Haykırış kısa vadede tıklama getirir. Getiri uzun vadede yargı güvenini aşındırır. Aşınan güven sonraki her dosyayı da zehirler.
İzleme çizgisi 4 Eylül ifadesinden sonra 30 günlük pencereye bakmalıdır. Pencerede evrak genişlemesi tanık dinlenmesi ve tedbir kararı olup olmadığına bakılır. Hiçbiri yoksa sahne tezi güçlenir. Hepsi varsa hesaplaşma tezi güçlenir. Güçlenen tez ne olursa olsun emeklinin masası unutulmamalıdır. Unutulan masa her büyük isim tartışmasının asıl kaybedenidir.
